| 21 Ağustos 2010 |
|
BU ÜLKENİN ÖLÜMSÜZ YAZAR HRANT DİNK GİBİ DAHA NİCE NİCELERİNE İHTİYACI VAR ONUN NEFERLERİ BİZ GENÇ NESİLLER OLACAĞIZ BİZ ONUN KORKUSUZ ASKERLERİYİZ... |
| CEMİL TINAR ( 23 ) ( KIBRIS ) |
| 24 Temmuz 2010 |
|
Öğrenemediniz mi?
Bilirmisiniz siz zalimler,
sevgiyi, dostluğu, insanlığı,
birlikte yaşamanın, paylaşmanın güzelliğini,
mevki sahibi olmakla, yıldızlarla göğsü süslü, olmakla,
katilleri, karanlık odakları, tutukluları savunmanın,
bir insanı insan, yapmaya yetmeyeceğini,
insanı, insan yapan değerler,
Hrant Dink gibi düşünmektir, yazmaktır.
Hrant'ı öldürterek, hedef göstererek, hain,
Türk ve Türkiye düşmanı demekle,
'kanı kandan üstün tutarak',
ırkçılık, dincilik, yobazlık yaparak,
'ya sev, ya terket' diyerek,
insan olunamayacağını öğrenemediniz mi?
niçin sizler, sevgiyi, sevmeyi, bilmezken,
yirmi altı gazeteciye suikast düzenleyerek,
yok ettiniz?
siz ey zalimler, sizlere sözüm,
öğrenemediniz mi?
Yazmanın, okumanın, düşünmenin,
erdem olduğunu öğrenemediniz mi?
insan olmayı öğrenemediniz mi?
Paris, 21.07.2010
|
| Ohannes ( 56 ) ( Fransa ) |
| 12 Temmuz 2010 |
|
Ben Hrant Dink'i öldürülmeden önce tanımıyordum ama öldüğünde içim çok acıdı(belki de bu suikastlerden birine ilk defa tanık olduğumdan). Nasıl acımasın? Bir insan, hem de -ki çok önemli ya(!)- bu ülkeyi seven bir insan sadece Ermeni olduğu için öldürüldü. Bu kadar namussuzca bu kadar şerefsizce bir suikast. Kimin ne işine yaradı. Ne oldu. Vatanı mı kurtardın(!) Bir insan, bir can gitti. Bir aile eşsiz,babasız kaldı. Türkiye'yi faşist düşüncenin eline bırakmak istemiyorum ben. Kimse istememeli. Ama sesini de çıkarmalı!Katili tanıyoruz, adalet istiyoruz! Bu ülkeyi bunlara bırakamayız. Benim canım özellikle Hrant'ın yerde yatan cesedinin üstüne gazete örtülmüş, ayakkabısının altı yırtık resmini görünce acıdı. Hrant Dink'in kendini güvende hissetmediğini ifade ettiği yazılarından biri de beni çok duygulandırır "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce." Keşke öyle olsaydı Hrant, keşke...Kahrolsun milliyetçilik, kahrolsun faşizm!İnatla söylemeliyiz: HEPİMİZ HRANT'IZ, HEPİMİZ ERMENİ'YİZ. Bu ülkede ve dünyada insanca ve insanlığın dışında başka bir şeyin önemsenmediği bir yaşam diliyorum... |
| Gizem Yılmazer ( 16 ) ( İstanbul ) |
| 10 Temmuz 2010 |
|
Yüreğimde bir beyaz güvercin,
Çırpar kanatlarını 'Barış' diye...
Ürkek değil, korkak değil,
Ama tedirgin...
Vurdular güvercini kalleşçe,
Vurdular sırtından...
Beni ise yüreğimden.
Yüreğimde üç kurşun,
Bir çocuğun elinden...
'Ölüm; adın kalleş olsun!' |
| Cem Bahtiyar ( 16 ) ( İstanbul ) |
| 11 Haziran 2010 |
|
Bir dayanak arıyor insan kendine, hep bir destek bekliyor. Tam düşecekken, biri kolundan tutsun istiyor. Hiçbir zaman yalnız kalmadı çünkü insanoğlu ve bu yüzden, yalnızlığa hiç olmadı tahammülü.
Öyle anlar geliyor ki, uçurumun kenarındayken son bir kez baktığın gökyüzüne dönüyor her şey: Son derece derin ve ağlamaklı, bir o kadar yakın ölüme... Pes edecek gibi olup kendimi boşluğa bırakacakken, aniden, “Dur,” diyor sanki biri, “daha fazla ihaneti kaldıramaz dünya. İntihar, katlin en âlâsı zira.”
Aydınlığı görmek için kocaman açtığım gözlerimi kapatacak oluyorum; biri geçiyor sanki karşıma, her şeye rağmen gözlerini nasıl açık tuttuğunu, 'gözleri açık gitmek' bir yana, kollarının nasıl da umut etmekle kanatlaştığını / kanatlandığını gösteriyor bana. Ağız dolusu gülüyor kırılganlığıma, “İnsanoğlunun gücünü hisset ve en çok da bu sözüme itimat et” diyor âdeta.
Ne geç tanıdım seni Hrant ağabey ve ne yazık, tanışamadık seninle. Yine de, öyle bir zamanda ezberledim ki ismini, henüz bir çocuk olduğumdan büyümeye başladım fikrinle. Tutunacak dalım oldun, anlayacağın; derin bir uykuya dalacakken zihnimi aydınlatır oldun.
Bir vardın, ('bir yoktun' değil!) sonra hep 'var' oldun. Bebekler katil, katiller lider; biz, hepimiz sana şahit iken sen hep var oldun, yine ve yeniden. Yani, şimdi hıçkıra hıçkıra ağlıyorsak da hepimiz, ardından; kanlar fışkırıyorsa da kaldırımlardan; her yazı anlamsızlaşıyorsa da adın olmadan; Rakel'in yatağı soğuk da olsa mesela, varsın sen, büyüyen hasretimize rağmen yanımızdasın, yakınımızdasın her zamankinden.
Uzun lafın kısası Hrant ağabey, biz seninle büyüyoruz ya şimdi, bu yetiyor bize. Çünkü seni bir kere bildik ya biz, sırf bu yüzden “hepimiz sen'iz!” |
| Tuğba Yavuz ( 16 ) ( Türkiye ) |
| 30 Mayıs 2010 |
|
Sevgili Hrant Dink için bu sayfadayım. O'nu katledenlere kafa tuttugumu haykırmak için, O'nun insani yönünü hayatıma yön veren bir ışık olarak görmek için, katledildiği güne kadar degerini anlayamadıgımızdan çığlık çığlığa kalan vicdanımın sesini bir nebze de olsa duyurabilmek için burdayım...
Sevgiler hepinize...
|
| Erol Arslan ( 33 ) ( Kilis ) |
| 25 Mayıs 2010 |
|
3,5 yıl oldu... Seni sırtından vuran tetikçilerden başka kimse yok ortada. Adalet yok ortada. Ve ne yazık ki sesimiz senin kadar gür çıkmıyor Güvercin, sesimiz çok cılız, yalnızız biraz. Sen olsaydın bizim yerimizde, biliyorum, uçar gelirdin mahkeme salonunun önüne, korkusuzca ve kararlı. Konuşurdun, söylerdin bağırarak, anlatırdın. Biz galiba pek başarılı olamadık Güvercin... Kendi adıma senden özür diliyorum. Ve her seferinden katillerin hakaretlerine maruz kalan Rakel'den.. |
| Serhatcan ( 18 ) ( İzmir ) |
| 10 Mayıs 2010 |
|
Sevgili Hrant'ın acısının yüreğimdeki yankıları mısralara dönüşmüş idi, bunu paylaşmak istedim.Adalet geciken misafirdir, mutlaka gelir ama geldiğinde de kıymeti kalmaz. Üzgünüz akıllı adam, üzgünüz bu ülke bu güne kadar hep aklını yedi çünkü..,
1-“tedirgin güvercin “
/onulmaz acılara açıldı perde
tedirgin bir güvercin vardı
yüreğinde koca umutlarla gezen /
kim di?
hayatlarımızın öz suyunu kirleten
kızıl utançlara gömen bedenimizi,
yetim hanelere kucak açmış başımızdan
ayıran o canım gövdemizi
şimdi tekrarlar
kınamalar, gözyaşları
-sinsi gülüşler!
çaresizlik
hayır bu değildi benim yüreğinde koca umutlar besleyen devim
/ölüm, karakızıl çarşaflar
gibi serilir üzerimize
ölüm önce güzel yanımızı
alır elimizden/
gün başlar, gün biter, devinir dururuz
utangaçlığı insanlığımızın
ensesini kalınlaştırır sırtlanların
kirlenir yüreğimiz, kolayca kirletirler
bunca yaşamın içindeyken
yeni ayakkabı giydirip ayağına
ucuz katil yaparlar bir çocuktan
/onlar ölmez, onlar ölümdür
onlar dümdüz eder ruhlarımızı,
sen, iyilik!
bunca sessiz kalışındandır
cellatların çokluğu/
|
| Birgül Güven ( 36 ) ( Ankara/Türkiye ) |
| 10 Mayıs 2010 |
|
Kaldırımda bir güvercin birden yüzüstü yere uzandı... Kundağında kundaklanan bir ruh vicdanlardan göğe taştı! (Şebnem Ferah- Uçurtma Tanrıçamdan Hrant'a İthafen...) |
| Yusuf Şahin Serdaroğlu ( 18 ) ( Hatay/TÜRKİYE ) |
| 17 Mart 2010 |
|
Aramizda olsaydin su gunlerde Sevgili Ulkenin her gecen gun nasil yeni acilara gebe oldugunu gorurdun Agparim...!
UNUTMADIK
|
| Armanuch Lea Sonar ( 33 ) ( Paris ) |
| 2 Mart 2010 |
|
Ozluyoruz.... |
| Armanuch Lea Sonar ( 33 ) ( paris ) |
| 8 Şubat 2010 |
|
YOLCULUK NEREYE
DOĞUM SANCISI ÇEKEN KAÇ AYDIN VAR Kİ,
BU MEMLEKETTE
DİPSİZ KUYULARDAN KÜFREDEN KAÇ ADAM VAR Kİ,
SEFALETE
BİR SENDİN
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
SÖYLENECEK DAHA SÖZLERİN VARDI
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
ANLATACAK DAHA DÜŞLERİN KALDI
KAÇ VATAN SEVİLDİ YÜREĞİN KADAR,
GÜVERCİN GİBİ
KAÇ SEVDA BÜYÜDÜ ÖZLEMİN KADAR,
KIZIL NAR GİBİ
BİR SENDİN
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
SÖYLENECEK DAHA SÖZLERİN VARDI
YOLCULUK NEREYE EY GÜZEL İNSAN
ANLATACAK DAHA DÜŞLERİN KALDI…
|
| zeynal aba ( 38 ) ( maraş ) |
| 7 Şubat 2010 |
|
Çocuklar ölmemelidir! – (16)/
Her Cuma hüzünlenir kalbim/
Seni hatırlarım, boylu boyunca kaldırımda/
Yirmi altı gazeteci-yazar, böyle süikaste uğradı!/
Yok edildi nice aydınlar,/
Sözüm ona vatan kurtarmak için./
Öldürdü çocuklar çocukları../
|
| ohannes ( 56 ) ( Fransa ) |
| 7 Şubat 2010 |
|
Hrant ın vurulduğunun ertesi gün kaleme aldığım acizane şiirim antoloji.com da yayınlandı paylaşım
için,unutulmasınlar diye bu sayfayada yazacağım,yorumlarınız için teşekkürler.
Güvercin Tedirginliğindeki Yüreklere
''iki damla yaş birikti gözüme,
Yüreğimde büyük acı hrant dink''
Şimdi...
Güvercin tedirginliğindedir yüreğim.
Yüzbinlerce açan gelincik tarlasında,
Boynu bükük bir laleyi koruyamamanın,
Kucaklayamamanın tedirginliği
Sarmıştır bilcümle bedenimi...
Korkusuz uçan yavru bir serçeyi,
Pençesinden alamamanın,
Atmacanın,
Buruk bir suçluluğu.....
Şimdi..
Akbabaların uçuştuğu zamandır,
Kurt puslu havayı severmiş her daim,
Kimler hüküm vermiştir katline
Kimler yazmıştır fermanı bilinmez,
Bilinmez kaçıncı senfonisidir bu senaryonun...
Kaçıncı melodisi..
Kaçıncı armonisi...
Ama;
Güvercinlerde vurulmuş,
Kanatlarda kırılmıştır bu topraklarda.
Uçurtmalar vurulmuştur yaşama inat,
Saksıda çiçekler koparılmıştır
Umutlar yeşermesin diye.
Sivasta canlar yakılmıştır har ateşlerde
Fırtınaların ortasında kalmıştır bedenin...
Hangi yürek yangınında anlattın...
Hangi kör duvarlara bağırdında
Duyuramadın sesini....
Güvercin tedirginliğindeki yüreğin...
Kaç kez yorgun düştü mahkeme salonlarında,
Hangi aydın yürekli,aydın bozuntularının
Protöstolarına.......
Hangi sansar gülüşlülerin ispiyonlarına uğradın...
Şimdi...
Timsah gözyaşlarıdır ardındaki,
Ferman büyük yerdendir...
Ama;
Barışı savunmak...
Kardeşliği savunmak...
Kardeşçe birarada yaşamı savunmak bizimdir.
''iki damla yaş birikti gözüme,
Yüreğimde büyük acı hrant dink''
Mustafa Avcu
|
| Mustafa ( 49 ) ( Mersin ) |
| 6 Şubat 2010 |
|
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin,— demeğe de dilim varmıyor ama —kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
Daha ne diyebiliriz ki artik...Ulkem insani adaleti sadece kendi cani yandimi aradi hep,susutu susutu....Adalet yok o ulkede YOOKK |
| Armanuch Lea Sonar ( 33 ) ( Paris ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
öyle bir ülkede yaşıyorum ki gün aydınlandığında,sabah ışığında maskesini takar, içinde barındırdığı tüm kötülükleri acımasızlığıyla vurur insanın yüzüne, gece vakti gelince karanlığıyla sanki bütün o kötülüklere o sahip değilmişcesine bakar durur.. bir ay ışığında...
karanlık; örter, gizler,saklar,gözboyar...
aklını alır,gören gözleri görmez kılar..öyle bir karanlık ki bu ;her sabah bugünde uyanabildiğime şükrettiğim, öyle bir karanlık ki insanoğlunun kendisine yaptığını, çektirdiği acıları yeryüzünde hayvanın hayvana bile yapmadığı, öyle bir karanlık ki bu bilinci yokeden, uyanışı katladen,özgürlüğü tutsak eden,yaşama son veren,can alan can yakan..öyle bir karanlık ki bir insanı, bir eşi, bir babayı,bir oğlu, bir dünya insanını, bir sesi, bir kalbi, bir kalemi kırmayı cesaret eden..Hrant Dink ve onlarca akıl almaz bir bilinçle örtülmüş cinayetlere sahip karanlığın ülkesinde aydınlık arıyorum, adalet arıyorum,kaybolan, unutulmuş, yeminler ettikleri sonra unuttukları adaleti, insani değerleri yitiren canlıların halkın gözü önünde yargılanmasını, bir nebze olsun vicdanın adalet ile yıkanmasını, bunu göremesem bile bu yola gidişin başlangıcını arıyorum.öyle bir uyanış ki aradığım, öyle bir ses ki şu ölü toprağı serilmiş bilinçlerin yeniden uyanışı, yeniden ayaklanışı.zaman yada hayat sadece kendi soluğunu yaşamakla geçmiyor,geçmemeli.gün gelir karanlığın ülkesinde karanlıkların, hüküm sürdüğü bilinç yok olduğunda sabah uyandığıma bu kez gerçekten, inanarak yaşayabilirm..aydınların, aydınlıkların söndürüldüğü ülkemde yaşamak hiç kolay değil, nefes alabilmek bile imkansız.ateşten top misali, her yanı yakıyor, her yanı acıtıyor...
bu dava süreci açıklanmamış, üzeri kapanmış onlarca dosya ve onlarca isimlerle geçti..ülke bu süreçte ne kadar aydınlatılabildi? yada bu birileri tarafından ne kadarı istendi? ne kadarı için çalışıldı? hayat bize bazen tüm soruların cevaplarını bulurken bunları söylemek, söyleyebilmek özgürce neden bu kadar zor oluyor? nasıl bir zihniyet, nasıl bir baskı altında yaşanıyor? nasıl bir insani değer mevkiiyi, rütbeyi üst tutulabiliyor? nasıl bir hırs nasıl bir vicdan bir insanın ölümüne seyirci kalabiliyor?
bilinç, uyanış öyle bir ayaklanmalı ki hrant için, adalet için, kuma gömülen kafalar çıkmalı.. yaşamak adına, insanlık adına, hak adına , özgürlük adına sesleriyle bu karanlığın içindeki sesi bastırmalı.aydınlarımızı katleden zihniyeti kendi karanlığına hapsetmeli,özgürce yaşamak adına ve bu özgürlük için beyaz kağıtlara kalemi düşen insanlarımız adına biraz olsun kardeşim, eşim, yoldaşım, insanım demek adına...
fikirlere kurşun işlemez,bedenleri yok edip düşüncelere silah sıkamazsınız ..ey insanım diye bu havayı soluyan zihniyet ben değil belki ama çocuklarım görür sizden arınmış, zihniyetinizin yol olduğu dünyayı..karanlığın içinden çıkıp aydınlık yaratıp o dünyada yaşayan çocuklar büyüyecek,o çocuklar, o güzel çocuklar öğretecek size..sevgiyi, kardeşliği,hoşgörüyü, saygıyı,eşitliği, adaleti..bir umudumuz var henüz doğmamış çocuklarımız.geçmişin gölgesinde, şimdinin telaşında, geleceğin kaygısından yaşamaktan kurtulup sizi tarihe gömecek bilinçler, beyinler, düşünceler yetiştiricem.yeşerecek bu topraklar,kimseye kalmayan dünya sizede kalmayacak.bir avuç toprağın altına girdiğinizde henüz doğmamış çocuklar yaşamak adına, insanlık adına neler yaptıklarınızı sorduğunda tarih sizi bütün içinde barındırdığınız kötülükler ile hatırlayacak.kaybeden hep siz, kazanan hep insanlık olacak, öyle bir insanlık ki bu insani değerlerini herşeyden üst tutan.parayı, hırsı, mevkiiyi önceliklerinde barındırmayan.
gün gelecek ''DÜNYAYI GÜZELLİK KURTARACAK BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAYACAK HERŞEY''
cümlesi düşümde değil hayatı gerçek kılacak...
dedim ya bunların olmasını, hemen olmasını isteriz, aydınlık her an parlasın ışıl ışıl, yüreklerde, beyinlerde, bilinçlerde...
umudum her gün yanan mum gibi, o söndükçe ben onu tekrar yakıyorum.her sabah uyandığımda baktığım güncel haberlere rağmen, yaşadığım ülke koşullarına rağmen, kör, sağır, dilsiz gibi yaşayan baştakilere rağmen, herşey kötüye gitsede yinede bir yerde varolan güzel şeylere iyi şeylere onların devamının geleceğine inanmama rağmen,zor ama bu ülkeye adaletin, özgürlüğün eşitliğin geleceğine rağmen yakıyorum hergün soğuk bir rüzgarın söndürdüğü mumumu, aydınlığımı.
yarın bende orda olacağım, yine umudum için,içimdeki mumun ışığında düşüncelerini kimsenin yok edemeyecek olan hrant dink için bende orada olacağım.gün gelicek benim çocuklarımda orda olacak..onların çocukları.onlara kimlerin dost kimlerin düşman olduğunu bu yolda yürürken anlatacağım...
sen gittin belki ama sözlerin kaldı, düşüncelerin kaldı,hala sıcak beyaz kağıtların kaldı öyle bir hrant kaldı ki yüreklerde, kendi memleketini senden çok sevdiğini zanneden insanlara bir ders niteliğinde bir yaşam tecrübesi bırakan hayatın kaldı...
öyle kaldın ki hem aydınlatıp hemde yokluğunla yürekleri acıtan...
öyle kaldın...
seni anıyoruz...sevgiyle, kardeşlikle.
gün gelir yine kardeş türküleri söyler ışığında aydınlanmış doğmamış çocuklarımız...
|
| Esra Su ( 23 ) ( İstanbul/Türkiye ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
camlar kırılıyor çığlık atıyorsunuz,insanlar ölüyor susuyorsunuz!susan tarafda değiliz...katilleri istiyoruz, kuklalarla işimiz yok. |
| yaşar özcan ( 50 ) ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
hepimiz hırant,ız deyip sahte yürüyüşler düzenleyen,ve nehikmetse kendilerine,sosyal demokrat sıfatını hiç utanmadan yakıştıran,chp,li faşistlerin ağzını bıçak açmıyor,onlar şimdi ergenekon terör örgütü sanıklarını savunuyor aman allahım,neler gördük bu ülkede neler yaşadık ve yaşıyoruz,yani birdaha düşünün;hırant,katledilecek sen parti olarak hepimiz hırant,ız yürüyüşleri yapacaksın ve ve hırant,ın katili olan zihniyetin avukatlığını yapacaksın.ben daha birşey demiyorum çünkü mantığım durdu,ben sadece merhum hırant,ı sevgiyle anıyor yakınlarına sabır diliyorum. |
| mehmet ( 31 ) ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
HİRANT IN katili tek bir kişi değil diye düşünüyorum hala böyle aptal insanların olması beni üzüyor ama elden bişeyde gelmiyor katiller davul zurnayla karşılanıyor o zavallılarda kendini bişey sanıyorlar ama biz Hirant ın arkadaşları olduğu sürece siz rahat uyuyun UĞUR MUMCU ABDİ İPEKÇİ VE HİRANT DİNG SİZİ HEP SAYGIYLA HATIRLAYACAĞIZ ve şu anda aklıma gelmeyen saygı değer bütün aydınlarımızıda öyle bizi susturamayacaklar. |
| aslı ( 31 ) ( istanbul ) |
| 19 Ocak 2010 |
|
YAŞADIM DİYEBİLMEM İÇİN…
HASAN KORKMAZ
Bundan tam üç yıl önce, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, gazetesinin çalışma ofisinin önünde katledilmişti. Sorular ve sorunlar bugün hala daha ortadan kalkmadı. Katillerin yargılanmasına halen daha devam ediliyor. Yine bundan 31 yıl önce Milliyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Abdi İpekçi’yi katleden Mehmet Ali Ağca serbest kaldı. Aslında değişen pek bir şey olmadı. 31 yıl önce de
gazeteci katlediyorlardı şimdi de. Peki, öldürülen gazetecilerin düşüncelerini de öldürebildiler mi? Hrant Dİnk olsun, Uğur Mumcu olsun, Abdi İpekçi olsun adeta bir ölüp bin doğmuş gibi oldular. Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in de dediği gibi “Yaptıklarını konuştuklarını kim unutabilir? Hangi karanlık unutturabilir? Yaşam mı? Zulüm mü? Ölüm mü? Hayır hiçbir karanlık unutturmayacak…” Aslında Hrant Dink’in de ölmeden önce söylemek istediği buydu…
***
Hrant Dink 2002 yılında Trabzon’daki bir konuşmasında “Defineyi hep toprak altında ararlar oysa unutulmuş bir şey var asıl define toprağın üstündekiydi.”
Hrant Dink gibi düşünce yapsına sahip olanlar tabii ki unutulmaz. Toplumda hiçbir ayrım gözetmeksin birbirimizi seversek ve barış içinde yaşarsak bundan kim zararlı çıkar?
***
Bugün katilleri adeta kahraman ve sosyo-politik bir rol model gibi gösteriliyor. Mehmet Ali Ağca’nın kaldığı lüks oteller, lüks otomobiller ve medyanın her saniyesini kaydettiği davranışları onu bir idol haline getirmiş durumda. Ya Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink? Onlar bir İdol değiller miydi? Neden onlar idol olarak gösterilmiyor? Neden sapan tutanlar kahraman oluyor da kalem tutanlar hain gibi gösteriliyor? Hani bilgi sahibi olunamadan fikir sahibi olunamazdı! Birilerinin menfaatine mi aykırı? Topluma empoze edilen yanlış fikirlerden doğan sonuçlar daha yaşarken bile gazetecileri, yazarları, aydınları ve daha çok güvercinleri öldürür. Sorunun kaynağının aslında medyadan değil de eğitimden geldiğini de unutmamalıyız. Evet, burada bir karanlıktan bahsediyoruz, şikâyet ediyoruz, eğer karanlıktan şikâyet ediyorsak neden barış ve kardeşliğe bir mum da biz yakmıyoruz?
***
Hrant Dink’i ölümünün üçüncü yılında saygıyla anıyorum… Umarım artık sapan değil de kalemin daha kutsal olduğuna inanan bir nesil görürüz.
“Yaşadım diyebilmem için…
|
| Hasan Korkmaz ( 25 ) ( Trabzon / Türkiye ) |
|