|
|
19.01.2007 tarihinde çalıştığı gazete binasının önünde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını yitiren Hrant Dink’in cinayet davası, 02.07.2007 tarihinde saat 10.00’da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanacaktır.
Dava, iddianameye göre, “terör örgütü yöneticiliği yapmak, terör örgütü üyesi olmak, terör örgütüne yardım etmek, tasarlayarak öldürmek, patlayıcı madde imal etmek, patlayıcı madde atmak, kasden yaralamak, mala zarar vermek, tehdit, suçluyu gizlemek, ruhsatsız silah bulundurmak” suçlarından açılmıştır.
Bu davada, halen on ikisi tutuklu, altısı tutuksuz olmak üzere, toplam on sekiz şüpheli yargılanacaktır. Soruşturma evresinde toplam 66 kişi gözaltına alınmış, sorgulanmış ancak bunlardan 48’i hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.
Soruşturma savcılığı, bu soruşturma kapsamında Trabzon’da ve Samsun’da bir kısım Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile Jandarma görevlilerinin, görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, suç delillerini yok etmek, gizlemek, değiştirmek, suçluyu kayırmak suçları yönünde delil ve emarelerin olduğunu kabul etmiş ancak, bu kamu görevlileri hakkında soruşturmayı, bağlantılı suç ilkesi gereğince, bu dosya kapsamında yürütmek yerine Trabzon ve Samsun Cumhuriyet Savcılıklarına göndermiştir.
Yine iddianamede, şüphelilerin eylemleri tek tek sayılmış ve bu eylemlerin, ortak karar ve faaliyet planları çerçevesinde, zamana yayılan ve tamamı ideolojik maksat taşıyan eylemler olduğu vurgulanmıştır.
Bu eylemler şöyle sıralanmıştır:
2002 yılı yaz aylarında Trabzon Santa Maria Katolik Kilisesi rahibinin kasden yaralanması,
16.08.2004 tarihinde Trabzon Havaalanına asılsız bomba ihbarı,
24.10.2004 tarihinde Trabzon Mc Donalds’a patlayıcı madde atmak,
19.01.2007 tarihinde Hrant Dink’in öldürülmesi,
İddianamede, şüpheliler tarafından oluşturulan örgütün terör örgütü olduğu savunulmuş, tartışılmış ve aynen şöyle denmiştir:
“ Yukarıda sırası ile izah ettiğimiz eylemlerin niteliklerine bakıldığında tüm eylemlerin ideolojik amaçlar doğrultusunda, kendi sosyal ve siyasal dünya görüşleri dışında kalan görüşleri toptan reddederek cebir ve şiddet ile tepki göstermek suretiyle bu tür görüş sahiplerini cezalandırmak ve görüş taraftarları üzerinde korku ve kaygı yaratmak amacını taşıyan bir grup şüphelinin zamana yayılan biçimde bir araya gelerek gerçekleştirdikleri eylemler oldukları anlaşılmaktadır.
Her bir eylemin ortaya çıkışı sonrasında gerek Trabzon’da ve gerekse suikast eylemi sonrasında tüm Türkiye ve dünya kamuoyunda ortaya çıkan tepkiler, Devlete yönelik ihmal ve kasta ilişkin iddialar, uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin imajı ve karşı karşıya bırakıldığı sorunlar dikkate alındığında eylemler sonrası kamu düzeninin ciddi biçimde bozulduğu ve bir iç güvenlik tehdidinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Bu şartlar altında şüpheliler tarafından oluşturulan topluluğun belirtilen amaçları doğrultusunda, içerisinde yer aldıkları “araç suçun” TCK 314. maddesi kapsamında bir terör örgütü olarak yorumlanması yasaya uygun olacaktır.”
Hazırlık soruşturması evresinde dosyanın tümünü kapsayacak şekilde gizlilik kararı verildiğinden ve bu gizlilik hali dava açılıncaya kadar devam ettirildiğinden, biz, müdahil taraf olarak hazırlık soruşturması içeriğinden ve toplam 23 klasörden oluşan dava dosyasından ancak dava açıldıktan sonra örnek alıp inceleyebildik.
Hazırlık soruşturmasını yürüten savcılar ilk soruşturma evresi dediğimiz bu evre sonunda hazırladıkları iddianameyi 20.04.2007 tarihinde Mahkemeye sunmuşlar Ancak, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 30.04.2007 tarihinde iddianamenin iadesine karar vermiştir.
Soruşturma savcılarının Mahkemenin bu kararına karşı yaptıkları itirazı inceleyen 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 01.05.2007 tarihli kararı ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Bu karar üzerine 14. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamenin kabulüne karar vermiş ve böylece dava, 01.05.2007 tarihinde açılmıştır.
23 klasörden ve yaklaşık sekiz bin sayfadan oluşan dava dosyasının tamamının fotokopileri, yani dosyanın tamamından örnek alabilmemiz dahi on günlük bir süre aldığından ancak 10 Mayıs 2007 tarihinde bizim dosyanın tümünü görebilme imkanımız olmuştur.
Bu aşamada, gizli (!) yürütülen hazırlık soruşturması evresi ve bu süreç sonunda hazırlanan iddianame konusunda şunları söyleyebiliyoruz;
1) İddianamenin hukuki vasıflandırması esas itibariyle doğrudur ve yerindedir. Biz, ortak karar ve faaliyet planları çerçevesinde, zamana yayılan ve tamamı ideolojik maksat taşıyan eylemlerin sadece yukarıda yazılanlarla sınırlı olmadığı kanaatindeyiz. Bu nedenle, yargılama sürecinde hukuki vasıflandırma ve suçun tarifi konusunda katkılarımızı sunacağız.
2) Bu soruşturma kapsamında tetikçi ve yakın çevresi yani örgütlü çetenin Pelitli ayağı çok kısa sürede yakalanmış ve birbirleriyle ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Ancak, hazırlık soruşturması ve iddianame, bu olumlu yanında çok önemli eksikler ve hatalar içermektedir.
Bu eksikler ve hataları dört ana başlıkta toplamak mümkün;
A) Soruşturma evresinin dosyanın tümüne etkili olacak şekilde gizli yürütülmesi, maddi gerçekliğe ulaşmada soruşturmayı bizim yani müdahil tarafın katkısından mahrum bırakmış bu nedenle, soruşturmada pek çok yön eksik kalmıştır.
B) Çok kısa sürede, tetikçi ve yakın çevresi, yani Trabzon İlinin Pelitli beldesinde yaşayan orada yoğunlaşan bir grup yakalanmış ve onlar arasındaki ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Ancak, iddia makamının tanımını yaptığı bu örgüt, bu davanın sanıklarından yani cinayetin planlandığı yerdeki yapıdan ibaret değildir. Bu yapı, çok organize ve en azından cinayetin planlandığı yer dışında cinayetin işlendiği yerde de bağlantıları olan örgütlü bir yapıdır. Hazırlık soruşturması, cinayetin planlandığı yer ile sınırlı kalmış, cinayetin işlendiği yer ile olan ilişkisi, bağlantıları ve örgütün buradaki üyeleri üzerine gitmemiştir. Bu nedenle de soruşturma ciddi biçimde eksiktir.
C) Cinayetin öncesinde uzunca bir süreye yayılan çok planlı ve çok iyi organize edilmiş bir cinayete hazırlık süreci vardır ve bu süreç ile cinayet eyleminin bağlantısı kurulmadan bu terör örgütünün tümü ortaya çıkarılamaz. Hazırlık soruşturması, sadece Pelitli Beldesine takılıp kaldığı için bu son derece organize yapıyı ortaya çıkarmakta yetersiz kalmıştır.
D) Gerek cinayet öncesinde ve gerekse cinayet sonrasında, cinayetin planlandığı yer olan Trabzon ile cinayet mahalli olan İstanbul’da ve bütün istihbari bilgilerin toplandığı yerde yani Ankara’da görev yapan güvenlik güçlerinin şüpheliler ile ilişkileri ile görevlerindeki inanılmaz ölçüdeki zafiyet ve suistimal ile suç delillerini gizleme hatta suçu ve suçluyu övme eylemleri ortaya çıkmasına rağmen bu görevlilerin, CMK 8/2 uyarınca bu davaya dahil edilmemesi de soruşturmanın önemli ayaklarından birinin eksikliği sonucuna yol açmıştır.
Savunma politikamız, yukarıda saydığımız eksiklerin giderilmesi ile demokratik hukuk sistemine, bireysel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya, kamu düzenini bozmaya yönelik örgütlü, silahlı ve planlı çetenin tümünün ve tüm örgütlenmesinin ortaya çıkarılması doğrultusunda olacaktır. Bu bakımdan bu dava, nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizle çok ilgili bir davadır. Kamuoyunu bilgilendirmek ve desteğini almak bu bakımdan önemlidir.
Yargılama süreçleri ve yargı makamları, gücü elinde bulunduranlarca belirleniyor ve etkileniyorsa; bu süreçlerin ve bu makamların bağımsızlığından sözedilemez.
Yargı ve yargıç bağımsızlığının, yargı ve yargıç teminatının sağlanmadığı süreçlerde yapılacak yargılamalarda sağlıklı bir sonuca ve maddi gerçekliğe ulaşılamaz.
Bu sistemin adı demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olamaz.
Bu yargılamada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle yargı ve yargıç bağımsızlığının sağlanması, tüm kurum ve kurallarıyla demokratik hukuk sisteminin işlerlik kazanması gerekir.
SAYILARLA DAVA
• Davada 12’si tutuklu, 6’sı tutuksuz, toplam 18 şüpheli yargılanacak.
• Soruşturma evresinde 66 kişi gözaltına alındı, 48 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
• Dava 1 Mayıs 2007’de açıldı.
• Dava dosyası 23 klasörden ve 8 bin sayfadan oluşuyor.
• Dava dosyalarının adliyede çoğaltılması 10 gün sürdüğü için müdahil avukatları dosyanın tamamını ancak 10 Mayıs 2007’de görebildiler.
• Dava dosyasının avukatlara ulaşmasıyla dava tarihi arasında 53 gün var.
• Davaya AGOS Gazetesi, Helsinki Yurttaşlar Derneği, BİRGÜN Gazetesi, PEN Türkiye, Uluslararası PEN müdahil olarak katılmak talebiyle mahkemeye başvuruyor.
• Hrant Dink ve ailesinin yanında davaya müdahil vekilliği için Türkiye çapında 500’ü aşkın avukat başvurdu.
|