|
|
Türkiye, kısa süre önce akla hayale gelmeyecek çok önemli değişimler geçiriyor, ama bizim, Hrant’ın öldürülüşüne varan linç kampanyasını, o korkunç cinayeti ve ardından sergilenen adalet skandalını unutmamız isteniyor. Bugüne kadarki mahkeme sürecinden çıkan sonuç budur.
Hrant’ın avukatları bir önceki celse mahkemeye bir dilekçe sundular. Ve sabırla, beklentiyle geçen bunca zamandan sonra, bu davanın savcısının ne iş yaptığını mahkemeye sordular. Gerçeği ortaya çıkarmada birinci derecede sorumlu olan savcının bugüne kadarki faaliyeti fazlasıyla dikkat çekicidir. Hrant Dink cinayeti davasının savcısı, hemen sadece, Hrant’ın avukatlarının talepleri sözkonusu olduğunda görevini hatırlıyor ve genellikle bu taleplerin reddedilmesine katkıda bulunuyor.
Aslında Hrant’ın öldürülmesinden sonraki sözde soruşturma süreci “çarpıcı gelişme”den ve “şok ayrıntı”dan geçilmiyor. Yazılacak, çizilecek, gürültülü anonslarla ekrana getirilebilecek çok şey var. Ama medya, hem Hrant’ı unutmuş görünüyor hem onun öldürülmesine varan süreçteki kendi rolünü hatırlayıp en ufak vicdan azabı duymadığı belli oluyor hem de soruşturma ve mahkeme sürecindeki akıl almaz işlerden bahsetmiyor.
Bugün adalet yolunda çok daha büyük adımlar atmış olabilirdik. Bu katiller sürüsünü kimlerin eyleme sürdüğü, kimlerin koruduğu kolladığı, cinayete bir şekilde karışan ve sonrasında sorumluların gizlenmesine, korunmasına katılan devlet görevlilerinin hangi güdülerle hareket ettiği, hepsi ortaya çıkmış olabilirdi. Azıcık olsun yüreklerimize su serpilmiş olabilirdi.
Olmadıysa, olamadığından değil, birileri bunu istemediğindendir.
Anlaşılan bu “açılım”a daha sıra gelmedi.
Herkes şunu bilmeli: Sıra gelecek. Bugün adalet arayışımıza katılmayanlar yarın asla altından kalkamayacakları bir utancın yükü altında ezilecekler.
Şu günlerde İstanbul’da başka bir şekilde sorulan soruyu soralım: İnsan neyle yaşar? İftirayla, cinayetle, entrikayla, ahlâksızlıkla mı? Yoksa adaletle mi?
Buyurun, tercih sizin.
Hrant’ın Arkadaşları
|